HARRAN ÜNİVERSİTESİ
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
Dış Paydaş Toplantı Raporu

05.05.2025


Katılımcılar

Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Tahir GÜLLÜOĞLU
Harran Üniversitesi İİBF Dekanı Prof. Dr. Zeynep Müjde SAKAR
Harran Üniversitesi İİBF Dekan Yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi Emrah KIRATOĞLU
Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Doğan YETİM
Şanlıurfa Ticaret Borsası Başkanı Mehmet KAYA
İş-Kur Şube Müdürü Ali KIZIL
GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, İnsan Kıymetleri Koordinatörü Cemal BIÇAK
Karacadağ Kalkınma Ajansı Şanlıurfa Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü Cüneyt ATEŞ
KOSGEB Temsilcisi Atiye KUŞ
Şanlıurfa Mali Müşavirler Odası Başkanı Mustafa KARADAĞ
Şanlıurfa Organize Sanayi Bölgesi Müdür Yardımcısı İrfan AL
Teknokent Genel Müdürü Doç. Dr. İ. Berkan AYDİLEK
Yapı ve Kredi Bankası Şanlıurfa Şube Müdürü Ahmet BADILLI
Kuveyt Türk Şube Müdürü Abdulkadir POLAT
Ziraat Bankası Suruç Şube Müdürü Yaşar DAĞ

Bölüm Başkanları
Doç Dr. Levent KAYA (Ekonometri Bölümü Vekili)
Prof. Dr. Zeynep Müjde SAKAR(İktisat Bölümü)
Prof. Dr. Baran ARSLAN (İşletme Bölümü)
Doç. Dr. Ahmet KAYAN (Kamu Yönetimi Bölümü)
Doç. Dr. Hasan TÜRKAL (Maliye Bölümü)
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Proje Komisyonu Üyeleri
Prof. Dr. Mithat Arman KARASU
Prof. Dr. Ömer Faruk DEMİRKOL
Doç. Dr. Tahir ÖĞÜT
Doç. Dr. Nihat KÜÇÜK
Doç. Dr. A. Vahap ULUÇ
Dr. Öğr. Üyesi Ömer Faruk BİLBAY
Dr. Öğr. Üyesi Emine YÖNEY
Arş. Gör. Dr. İlknur Yeşim DİNÇEL KIRATOĞLU
Arş. Gör. Dr. Ebru BİLGİN

Raportörler
Arş. Gör. Dr. Ali Burak AKSUNGUR
Arş. Gör. Fatmanur AKSÖZ
Arş. Gör. Şeref Can SERİN


AÇILIŞ KONUŞMASI: Prof. Dr. Zeynep Müjde SAKAR (Dekan):
Değerli Katılımcılar,
Hepiniz hoş geldiniz. Bugün burada, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi olarak önemli bir konuya odaklanmak üzere toplandık. Katılımınız hem fakültemiz hem öğrencilerimiz hem de şehrimiz için son derece değerli. Özellikle kamu kurumları ve finans sektöründeki temsilcilerin burada yer alması, bizim için ayrı bir onur kaynağıdır.

Amacımız, gençlerin istihdam edilebilirliklerini artırmak, kariyerlerine sağlam bir başlangıç yapabilmeleri için gerekli olan fırsatları sağlamak ve iş dünyasıyla daha güçlü bir bağ kurmaktır. Fakültemiz, sadece teorik bilgi değil, aynı zamanda öğrencilerimizi pratikte de yetkin kılacak eğitimler sunmaya büyük önem vermektedir. Ancak bu sürecin en önemli kısmı, siz değerli kurumlarla yapacağımız iş birliği ve geliştireceğimiz staj, eğitim programları ve projelerle mümkün olacaktır.

Fakültemiz olarak bizler, öğrencilerimizin sadece akademik anlamda değil, aynı zamanda iş hayatına dair becerileriyle de donanmış olmalarını hedefliyoruz. Bu bağlamda kurumlarınızla kuracağımız iş birliklerinin, hem öğrencilerimiz için önemli kariyer fırsatları yaratacağına hem de kurumlarınız için yeni yetkin bireyler yetiştireceğine inanıyoruz.

Bugünkü toplantının, her iki taraf için de verimli olacağına ve iş birliğimizi daha ileriye taşıyacak önemli adımlar atacağımıza inanıyorum. Hep birlikte, daha güçlü bir eğitim-iş dünyası
entegrasyonu yaratmak adına fikir alışverişinde bulunacağımız bu toplantıyı başlatırken, katılımlarınız için bir kez daha teşekkür ediyorum. Söz konusu öğrencilerimizin geleceği olduğunda, hepimizin ortak bir sorumluluğu ve katkısı olduğunun bilincindeyiz. Hep birlikte daha aydınlık bir gelecek için çalışacağımızı umuyorum.


KURUMLARLA İSTİŞARE EDİLECEK KONULAR
1. İnsan Kaynağı ve Mezun Beklentileri:
- "Fakültemiz mezunlarından hangi becerilere ve yetkinliklere sahip olmalarını bekliyorsunuz?"
- "Hangi alanlarda personel ihtiyacınız daha fazla?"
- "Gelecek 5 yılda kurumunuzda hangi yetkinlikler ön plana çıkacak?"
- "Yapay zekâ, veri analitiği gibi konularda ne tür becerilere ihtiyaç duyuyorsunuz?"
- "Fakülte olarak dijitalleşme konusunda sektörünüze ne gibi katkılar sağlayabiliriz?
2. İşe Alım Süreçleri:
- "Yeni mezun işe alım süreçleriniz nasıl işliyor? Fakültemizin bu süreçte nasıl
katkısı olabilir?"
- "İş ilanlarınızda nelere öncelik veriyorsunuz (dil, yazılım, iletişim vs.)?"
3. Staj Konusunda:
- "Staj programlarınız nasıl işliyor? Üniversitemizle bu konuda nasıl bir iş birliği
kurabiliriz?"
- "Stajyer kabul ettiğiniz bölümler hangileri?"
4. İş Birliği İmkanları:
- "Öğrencilerimize yönelik ne tür etkinlikler düzenlememizi önerirsiniz?"
- "Proje veya araştırma iş birliklerine açık mısınız?"
5. Geri Bildirim ve Sürekli İyileştirme:
- “Fakültemiz mezunlarından çalışanlarınız var mı? Mezun öğrencilerimizle ilgili
gözlemleriniz nelerdir?"


Prof. Dr. Zeynep Müjde SAKAR (Dekan): Bu toplantıda üzerine istişare edilen konular ve toplantıda geçen görüşler raportör arkadaşlarımız tarafından kayıt altına alınarak raporlanacak ve web sayfamızda yayınlanacaktır. Bu konuda herkesi bilgilendirmiş olalım. Bahsi geçen konularla ilgili görüşlerinizi almak üzere sözü sizlere bırakmak istiyorum.

Yukarıda belirtilen sorulara yönelik değerlendirmeler yapılmıştır. Bu kapsamda, katılımcı banka temsilcileri tarafından çeşitli görüşler dile getirilmiştir. Üniversitelerle iş birliği içinde yürütülen Kampüs Programı çerçevesinde, genellikle üniversitelerin 3. sınıf öğrencilerinin sürece dâhil edildiği ifade edilmiştir. Bu program kapsamında öğrenciler, ilgili bankalarda 3. ve 4. sınıf dönemlerinde staj yapma imkânı bulmaktadır. Staj süreçleri genellikle 8 ila 15 gün arasında değişmektedir. Her dönem yeni öğrenciler programa alınmaktadır. Öğrencilere bir mentor atanmakta ve program sonunda geri bildirim sağlanmaktadır.

Katılımcılar, öğrencilerde özellikle dil bilgisi düzeyine ve iletişim becerilerine önem verildiğini vurgulamıştır. İngilizce başta olmak üzere, Arapça gibi ikinci yabancı dillerin de önemli olduğu belirtilmiştir. Katılımcı bankalar arasında, şu anda Harran Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden mezun 6 kişinin aktif olarak görev yaptığı belirtilmiş, bu durumun finans sektörünün kariyer gelişimine açık ve sağlam bir kurumsal yapıya sahip olduğunu gösterdiği ifade edilmiştir.

Özellikle finans sektörü, öğrencilerin üniversite eğitimleri sırasında mutlaka yabancı dil becerilerini geliştirmeleri gerektiğini vurgulamaktadır. Günümüzde birçok banka, işe alım süreçlerinde ilk adım olarak dil yeterlilik sınavı uygulamaktadır.

Prof. Dr. Zeynep Müjde SAKAR (Dekan): İşe alım sürecinde adaylara yönelik bir yabancı dil sınavı uygulanmakta mıdır?

Finans Sektörü Katılımcıları şube düzeyindeki işe alım süreçlerinde doğrudan bir yabancı dil sınavı uygulanmadığını belirmiştir. Ancak, üst düzey yönetici pozisyonları için yabancı dil yeterliliği arandığı ve bu kapsamda dil sınavı yapıldığı ifade edilmiştir.

Prof. Dr. Zeynep Müjde SAKAR (Dekan): Bu iş birliği toplantısı kapsamında staj programları hakkında ne düşünüyorsunuz ?

Finans Sektörü Katılımcıları, öğrencilerin eğitim sürecinde staj programlarına katılmalarının mesleki gelişim açısından önemli bir katkı sunduğunu belirtmiştir. Ayrıca 15 günlük ücret desteğiyle maddi açıdan da destek sağlandığı ifade edilmiştir. Staj sonunda olumlu geri bildirim alan ve mentorları tarafından başarılı bulunan öğrenciler, ek bir sınava tabi tutulmakta; başarılı olmaları hâlinde insan kaynakları havuzuna dâhil edilmektedir.

Prof. Dr. Zeynep Müjde SAKAR (Dekan): Rektörlük aracılığıyla yapılacak bir protokol çok daha iyi olur, bu şekilde iş birliğimiz daha kurumsal ve sürdürülebilir bir zemine oturur. Katılımcılar, üniversite-özel sektör iş birliği çerçevesinde öğrenci staj olanakları, girişimcilik eğitimleri ve mezun istihdamı konularında kapsamlı değerlendirmelerde bulunulmuştur.

Finans Sektörü Katılımcıları tarafından yapılan açıklamalarda, öğrencilerin öğrenim sürecinde staj programlarına katılmalarının hem mesleki gelişim hem de istihdam açısından önemli fırsatlar sunduğu ifade edilmiştir. Başarılı bulunan öğrencilerin insan kaynakları havuzuna dâhil edildiği ve ihtiyaç doğrultusunda Türkiye genelinde görevlendirilebildiği belirtilmiştir. Programa katılım için Türk vatandaşlığı şartı aranmamakta; özellikle yabancı dil bilgisi olan yabancı uyruklu öğrencilerin de sürece dâhil edilebildiği, bu durumun sektördeki çok dilli müşteri profiline katkı sunduğu ifade edilmiştir. İngilizce ve Arapça gibi dillere duyulan ihtiyaç, öğrencilerin bu yetkinliklerini geliştirmelerinin önemini bir kez daha ortaya koymuştur.

Girişimcilik alanında yapılan değerlendirmelerde ise, üniversitelerde girişimcilik bilincinin ve eğitiminin güçlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Temel girişimcilik kavramlarına, finansal okuryazarlığa ve proje yazma becerilerine sahip öğrencilerin girişimcilik ekosisteminde daha etkin rol oynayabilecekleri ifade edilmiştir. Bu çerçevede, üniversite müfredatında proje yazma eğitiminin artırılması, mezun takip sisteminin kurulması ve mezunların istihdam alanlarının düzenli biçimde izlenmesinin gerekliliği dile getirilmiştir. Ayrıca, girişimcilik kültürünün yaygınlaştırılması amacıyla başarılı yerli ve uluslararası girişimcilerin öğrencilere rol model olarak tanıtıldığı etkinliklerin sürdürüleceği ve bu süreçlere İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nin de aktif biçimde dâhil edilebileceği belirtilmiştir.

Mali Müşavirlik Meslek Odası Katılımcısı tarafından yapılan katkılarda ise, üniversite öğrencilerinin meslekle erken dönemde tanışmalarının önemi vurgulanmış; uygulama ve staj imkanlarının teorik eğitim kadar kıymetli olduğu ifade edilmiştir. Bu kapsamda, staj uygulamasının birinci sınıftan itibaren zorunlu hale getirilmesinin öğrencilerin mesleki yönelimlerini daha sağlıklı biçimde belirlemelerine katkı sunacağı belirtilmiştir. Ayrıca, dezavantajlı öğrencilerin mali müşavirlik mesleğine kazandırılması amacıyla yürütülen projelerin olumlu sonuçlar verdiği; bu alanda hâlen ciddi bir ara eleman ihtiyacının bulunduğu ve üniversitelerle kurulacak daha güçlü iş birlikleri sayesinde mesleğe daha fazla nitelikli aday kazandırılabileceği ifade edilmiştir. Bu kapsamda düzenlenen iş garantili kursların olumlu sonuçlar doğurduğu, ancak üniversite desteği ile bu tür uygulamaların daha sürdürülebilir hale getirilebileceği vurgulanmıştır.

Prof. Dr. Zeynep Müjde SAKAR (Dekan): Sizler, üniversitemizin dış paydaşları olarak bizim için büyük önem taşımaktasınız. Bu doğrultuda, yeni müfredatların oluşturulması sürecinde görüşlerinizi dikkate alarak planlamalar gerçekleştirdik. Konuya ilişkin katkı sunmak veya görüş bildirmek isteyen katılımcılarımızı dinlemekten memnuniyet duyarız.

Katılımcılar sürece dahil olduklarını belirtmişlerdir, yeni müfredat belirlenmesinde önemli bir aşamanın gerçekleştirildiği ifade edilmiştir.

Prof. Dr. Zeynep Müjde SAKAR (Dekan): Öğrencilerimize istihdam olanakları sunmaya çalışırken, siz paydaşlarımızın da bizlerden beklentisinin yetkin ve donanımlı mezunlar yetiştirilmesi yönünde olduğunu biliyoruz. Bu doğrultuda hayata geçireceğimiz projelerde sizlerin sağlayacağı destek, bizim için son derece değerlidir.

Bölgesel kalkınma hedefi doğrultusunda yürüttüğümüz projeler arasında, bakanlık düzeyinde onay almış önemli bir çalışmamız da bulunmaktadır. Bu toplantı ise, dış paydaşlarımızla ortak paydalar oluşturma sürecinde attığımız ikinci adımdır. Temel amacımız, sizleri de gerçekleştirmeyi planladığımız süreçlere dâhil edebilmektir. Ancak zaman kısıtı nedeniyle her bir paydaşla birebir temas kurmakta zaman zaman güçlük yaşayabiliyoruz. Buna rağmen, sizlerin bu sürece katılımı hem üniversitemiz hem de fakültemiz adına büyük önem taşımaktadır.

Finans Sektöründen Katılımcılar, son dönemde Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) düzenlemesi nedeniyle çok sayıda çalışanın emekli olduğunu, bu durumun genç istihdam ihtiyacını artırdığını ifade etmiştir. Bu doğrultuda, finans sektöründe yetkin ve nitelikli çalışanlara duyulan ihtiyaç vurgulanmıştır.

Bankacılık alanında kariyer hedefleyen öğrenciler için belirli belgelerin büyük önem taşıdığı belirtilmiştir. Mezuniyet sonrası bireysel emeklilik, SEGEM ve SPK belgelerinin edinilmesinin öğrenciler için ciddi avantajlar sağladığı; özellikle kariyer planlamasında ve bankacılıkta daha üst düzey pozisyonlara geçişte SPK belgesinin kritik bir rol oynadığı ifade edilmiştir.

Dijitalleşme süreciyle birlikte bankaların bu alana yönelik ciddi yatırımlar yaptığı, artık birçok işlemin banka şubesine gidilmeden dijital ortamda gerçekleştirildiği vurgulanmıştır. Bu bağlamda, dijital becerilerini geliştiren öğrencilerin bilgi teknolojileri (IT) gibi alanlarda da istihdam edilebildiği belirtilmiştir.

Katılımcılar, KOSGEB tarafından sağlanan girişimcilik desteklerine değinmiş; öğrencilere proje yazma eğitimi verilmesinin önemli katkılar sağlayacağına dikkat çekmiştir. Girişimcilik destekleri kapsamında eğitim programlarının planlanabileceği ve bu yolla öğrencilerin girişimcilik potansiyellerinin geliştirilebileceği ifade edilmiştir.

Bankacılık sektöründe bireysel kredilerin dijital ortama taşındığı, birçok şubede artık bireysel müşteri temsilcisinin bulunmadığı, bu nedenle istihdam edilen personelin bilanço analizini iyi yapabilme becerisine sahip olması gerektiği vurgulanmıştır. Bilanço analizi ve trend analizi gibi konulara odaklanan öğrencilerin ek proje arayışına girmeden daha erken istihdam edilme şansına sahip olabileceği belirtilmiştir. Özellikle 4. sınıf düzeyinde firma analizi eğitimi verilmesi hâlinde, öğrencilerin mezuniyet sonrası hızlı bir şekilde iş bulabileceği ifade edilmiştir. Bir öğrencinin, bir bilanço ile karşılaştığında onu nasıl analiz edeceğini bilmesi gerektiği, bu bilgiye sahip olanların bazı pozisyonlara sınavsız dahi geçiş yapabildiği; ancak bu yetkinliğe sahip olmayan birçok adayın sınavlara girmek zorunda kaldığı ve en sık karşılaşılan sorunun bilançoyu okuyup yorumlayamamak olduğu belirtilmiştir.

Öğrencilere, “Bu sizin mesleğiniz” bilinci kazandırılarak, bu doğrultuda yönlendirme ve eğitim verilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bankacılık gibi alanlarda görev alacak personelin doğru bilgi ve donanımla yetiştirilmesinin kritik önemde olduğu ifade edilmiştir. Öğrenciye gerekli bilgi ve beceriler kazandırıldığında, mezuniyet sonrası sektöre hazır bir şekilde dâhil olabileceği belirtilmiştir.

Son olarak, işe alım süreçlerinde hangi pozisyon için personel arandığının belirleyici olduğu ifade edilmiştir. Gişe veya satış kadroları gibi bazı pozisyonlarda bilanço analizi bilgisi aranmamakla birlikte, kredi tahsis gibi teknik kadrolarda bu bilgiye sahip olmak temel bir gereklilik olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle, teknik alanlara yönelmek isteyen öğrencilerin ilgili donanımı mutlaka edinmeleri gerektiği vurgulanmıştır.

Prof. Dr. Zeynep Müjde SAKAR (Dekan): Tam olarak bu hedef doğrultusunda çalışmalar yürütüyoruz. Amacımız, öğrencilerimizin mezun olmadan önce gerekli bilgi ve becerilerle donatılmış, iş hayatına hazır bireyler olarak yetişmelerini sağlamaktır. Bu noktada kurumlar, sürecin başarıyla yürütülmesinde kritik bir rol üstlenmektedir. Kurumlar, belirli ölçüde hazırlık desteği sunabilse de, asıl fark yaratan unsur öğrencilerin edindiği pratik deneyimdir. Öğrencilik döneminde verilen uygulamalı eğitimler, mezuniyet sonrası iş hayatına daha güçlü ve donanımlı bir başlangıç yapılmasına imkân tanımaktadır. Bu nedenle, üniversite-kurum iş birliği sürecinin önemi bir kez daha vurgulanmalıdır.

Finans Sektöründen Katılımcılar, özellikle firma analizi eğitimi almış İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF) mezunlarının, bankacılık sektöründe en çok aranan nitelikli personel profiline uygun olduğunu ifade etmiştir. Bu tür bilgi ve beceriler, iş başında kısa sürede edinilmesi kolay olmayan, özel uzmanlık gerektiren alanlardır. Söz konusu eğitimi alarak sektöre adım atan personelin hem daha hızlı kariyer ilerlemesi sağladığı hem de daha donanımlı bir şekilde görev aldığı belirtilmiştir.

İİBF mezunlarının sektöre önemli katkılar sunduğu vurgulanmakla birlikte, yalnızca bu fakülteyle sınırlı kalınmadığı; fizik, matematik gibi farklı alanlardan mezun bireylerin de finans sektöründe istihdam edildiği ifade edilmiştir. Ancak konu uzmanlık gerektiren alanlara geldiğinde, kalifiye personel ihtiyacının açıkça ortaya çıktığı belirtilmiştir.

Prof. Dr. Zeynep Müjde SAKAR (Dekan): Teorik bilginin eksiksiz olması gerektiğini pratikle desteklenmiş, bütüncül bir eğitim hedefliyoruz. Yeni mezunların işe alım süreçleri nasıl işliyor? Bu konuda izlenen adımlar ve öncelikler nelerdir?

Finans Sektörü Katılımcıları, süreçte izlenen adımların genellikle kurumlara yapılan başvurularla başladığını aktarmıştır.

İŞKUR Temsilcisi tarafından yapılan açıklamada, başvuruların özellikle özel sektör odaklı olması durumunda, ilgili fakülte ve bölümler dikkate alınarak uygun yönlendirmelerin yapılmasının önemine dikkat çekilmiştir. Sürecin büyük ölçüde evrak temelli yürütüldüğü, bu kapsamda öğrencilerden özgeçmiş (CV) hazırlamaları, referans bilgilerini sunmaları ve benzeri belgeleri eksiksiz şekilde temin etmelerinin beklendiği ifade edilmiştir. Başvuruların ardından firmalar genellikle yüz yüze mülakatlar yoluyla adayları değerlendirmektedir. Bu noktada özellikle üzerinde durulan husus, öğrencinin CV’sinde yer alan bilgilerin sahada karşılığının ne ölçüde gerçekçi olduğu olmuştur. Mezuniyetin tek başına yeterli bir gösterge olarak değerlendirilmediği; adayın mezuniyet sürecinde hangi bilgi ve becerileri kazandığı ve bunları iş yaşamına ne ölçüde yansıtabileceği konularının belirleyici olduğu vurgulanmıştır. Dört yıllık eğitim sürecini tamamlamış her öğrencinin belirli bir düzeyde bilgi birikimine sahip olduğu varsayılmakla birlikte, bu bilginin nasıl kullanılacağı, hangi alana yönlendirileceği ve özellikle adayın seçtiği mesleğe kendi isteğiyle mi yoksa çevresel faktörlerin (örneğin aile yönlendirmesi) etkisiyle mi yöneldiği, işe alım sürecinde dikkate alınan önemli ölçütler arasında yer almaktadır. Ayrıca işverenlerin, adayların motivasyon düzeylerini dikkatle değerlendirdikleri, işe alım süreçlerinin hızlı, etkili ve sonuç odaklı ilerlediği belirtilmiştir. Bununla birlikte, bu süreçlerin sürekli değişen koşullara ve evrimsel dönüşümlere açık bir yaklaşımla yönetilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Prof. Dr. M. Tahir GÜLLÜOĞLU (Rektör): Amacımız, üniversite olarak iş dünyasıyla bakış açılarımızı ortaklaştırmak ve birlikte hareket etmeyi sağlamak. İş alanlarıyla üniversitenin belirli bölümlerini bir araya getirip bunları tek bir potada eritmek gerçekten çok kıymetli. Bu tür çalışmaların başlaması çok değerli. YÖK Başkanımız da bu konulara ciddi şekilde önem veriyor. Biz de üniversite olarak 3+1 modeliyle başladık, gerekli yazışmaları ve hazırlıkları tamamladık. Artık 7+1 modellerinin de devreye alınması ihtimali konuşulmaya başlandı. Harran Üniversitesi’nin pilot bölge, öncü ve dönüştürücü bir rol üstlenmesi son derece önemli. Bu süreci kendi içimizde başlatmış olduk. Akreditasyon sürecinde hocalarımız gerçekten büyük emek verdiler. Hangi sektör, hangi alanda istihdam yaratıyor; bu konularda Dekanımız da sizlere detaylı bilgi sunmuştur. Bizler üniversite olarak akademik bir bakış açısına sahibiz ancak sizlerin bu sürece ticari perspektiften bakarak bizlere geri bildirimde bulunmanız, üniversitenin vizyonunun
gelişmesine büyük katkı sağlayacaktır.

İnşallah bu süreci doğru ve etkili şekilde yönetiriz. Gördüğüm kadarıyla çok farklı sektörlerden katılımcılar var. Bu da çok kıymetli. Umuyorum ki bu toplantı, güzel iş birliklerine ve hayırlı sonuçlara vesile olur.

Sanayi sektörü temsilcileri bölgede 500 firmanın üretim faaliyeti yürüttüğünü, 100 firmanın ise inşaat aşamasında olduğunu belirtmiştir. OSB içerisinde yer alan Meslek Yüksekokulu ile firmalar arasında staj ve uygulamalı eğitim konularında iş birliklerinin sürdüğü ifade edilmiştir. Ancak sahada karşılaşılan önemli sorunlardan biri olarak, işverenlerin nitelikli eleman talep etmelerine rağmen, bu elemanlara ücret, sigorta gibi temel haklar konusunda yeterli imkân sunmaktan kaçındıkları vurgulanmıştır. Öte yandan, özellikle yeni mezunlarda gerçekçi olmayan maaş ve pozisyon beklentilerinin bulunduğu, oysa işverenlerin bu beklentileri karşılayabilmesi için önce çalışandan verim ve katkı görmeleri gerektiği ifade edilmiştir. Bu noktada, öğrencilerin üniversite yıllarından itibaren iş dünyasının dinamikleri, beklentileri ve sorumlulukları konusunda bilinçlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Sadece teknik bilgi değil, aynı zamanda iş disiplini, sorumluluk bilinci ve sektörel gerçekliklerin de öğrencilere kazandırılması gerektiği vurgulanmıştır.

İŞKUR temsilcisi tarafından yapılan bir diğer katkıda ise, üniversite öğrencilerine yönelik olarak verilen iş arama becerisi eğitimlerinin daha kapsamlı ve sistemli hâle getirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca, pilot uygulama kapsamında bazı öğrencilerin mesleki yönelim bataryası testine tabi tutulabileceği ifade edilmiştir. Bu testin, yaklaşık 45 dakika süren dijital bir program üzerinden yürütüldüğü ve öğrencilerin ilgi, yetenek ve eğilimlerine uygun meslek gruplarını belirlemelerine yardımcı olduğu vurgulanmıştır. Dileyen öğrenciler için bu çalışmanın üniversite bünyesinde uygulanabileceği önerilmiştir.

Prof. Dr. Zeynep Müjde SAKAR (Dekan): Bu söylediğiniz uygulama hâlihazırda aktif olarak uygulanabiliyor mu?

Temsilci, uygulamanın mevcut durumda aktif şekilde sürdürüldüğü ifade edilmiştir. Öğrencilerin ilgi ve yeteneklerine en uygun mesleklerin sistem üzerinden tespit edilerek kendilerine önerildiği, ayrıca CV hazırlama konusunda da destek sunulduğu belirtilmiştir. Buna ek olarak, mezuniyete yakın 3. ve 4. sınıf öğrencilerine yönelik iş arama becerileri eğitiminin de verilebileceği ifade edilmiştir.

Ayrıca, Dekanlık tarafından bu kapsamda resmi bir yazışma yapılarak iş birliğinin somutlaştırılmasının mümkün olup olmadığı sorulmuş; taraflarca olumlu bir yaklaşım sergilenmiştir.

Prof. Dr. M. Tahir Güllüoğlu (Rektör) tarafından, Harran Üniversitesi’nin dijitalleşme sürecine odaklanan bir yükseköğretim kurumu olduğu vurgulanmış; bu kapsamda 3+1 modeline geçiş süreciyle birlikte üniversite bünyesinde özel bir yazılım altyapısının geliştirildiği belirtilmiştir. Özellikle iktisat gibi bölümlerde dijital dönüşümün hızla tamamlanması ve süreçlerin etkin şekilde yürütülmesinin önemine dikkat çekilmiştir.

Üniversitenin, sektörün ihtiyaç ve beklentilerini açık ve net bir şekilde tanımlamasına büyük önem verdiği ifade edilmiştir. Öğrencilerin mezun olduklarında hangi bilgi ve becerilere sahip olmaları gerektiği konusunun, sektörel geri bildirimlerle şekillendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Örneğin, muhasebe alanında mezun bir öğrencinin sektörde yaygın olarak kullanılan belirli bir yazılımı bilmemesi nedeniyle işverenin zaman ve kaynak harcayarak ek eğitim vermek zorunda kaldığı, oysa bu tür yazılımların üniversite eğitimi sürecinde kazandırılmasının hem öğrencinin sektöre daha hazır şekilde katılımını sağlayacağı hem de firmaların iş gücü verimliliğini artıracağı ifade edilmiştir. Bu tür uygulamalarda sektör temsilcilerinin üniversiteyi yönlendirmesi gerektiği vurgulanmış; zamanın hızla aktığı günümüzde yükseköğretim kurumlarının da bu dönüşüme ayak uydurmak zorunda olduğu belirtilmiştir.

Ayrıca, iş dünyasının nasıl bir insan profiline ihtiyaç duyduğunu üniversite ile net bir biçimde paylaşmasının gerekliliği ifade edilmiştir. Zorunlu derslerin tamamen kaldırılmasının mümkün olmamakla birlikte, seçmeli derslerin sektörün beklentileri doğrultusunda revize edilebileceği belirtilmiştir. Eğitimde dijital altyapının önceliklendirildiği, öğrencilerin yalnızca kampüste değil, her yerden sisteme erişip öğrenim görebilmelerine olanak sağlayan bir modelin benimsendiği ifade edilmiştir. Bu doğrultuda üniversitenin dijital altyapısının yaklaşık %80’inin tamamlandığı ve bu altyapı üzerinden sektörle birlikte neler yapılabileceğine ilişkin planlama çalışmalarının başlatıldığı belirtilmiştir.

Sonuç olarak, iş birliği içerisinde yürütülecek çalışmalarla hem sektöre hem de öğrencilere daha fazla katkı sunulabileceği yönünde güçlü bir inanç dile getirilmiştir.

GAP İdaresinden Katılımcılar, kurum bünyesinde personel alımlarının ilgili mevzuat çerçevesinde yürütüldüğünü, ancak bu süreçlerin norm kadro analizlerine dayalı olarak şekillendiğini ifade etmiştir. Planlamaların; kurumların iş yükü, GAP Eylem Planı kapsamındaki hedefleri ve kurumsal kapasite geliştirme süreçleri dikkate alınarak yapıldığı belirtilmiştir. Bu bağlamda, özel sektörle ve üniversitelerle kurulacak iş birliklerinin büyük önem taşıdığı vurgulanmıştır. Fakültenin, norm kadro anlayışını genişletmesi ve bu yönde geliştirilecek projelere katkı sunması hâlinde, hem kurumsal kapasitenin güçlendirilmesine hem de bölgesel kalkınma hedeflerine önemli katkı sağlanabileceği ifade edilmiştir.

Prof. Dr. Zeynep Müjde Sakar (Dekan), bu iş birliğinden memnuniyet duyacaklarını belirtmiştir.

Finans sektörü katılımcıları tarafından yapılan değerlendirmede ise, bankaya ilk kez başvuru yapacak adayların genellikle kariyer.net gibi çevrim içi platformlar üzerinden özgeçmiş oluşturarak başvuru yapabildikleri, işe alım sürecinin yazılı sınav ve mülakat aşamalarından oluştuğu belirtilmiştir. Süreçte öncelikli olarak adayın daha önce bir programa katılmış olması ya da belirli bir tecrübeye sahip bulunması dikkate alınmaktadır. Ayrıca, tecrübeli adaylarda yaş kriterinin de önem arz ettiği; genellikle 20’li yaşların üzerinde olmamaları beklendiği ifade edilmiştir. Bu nedenle, genç yaşta mesleki tecrübe edinmiş adayların her zaman bir adım önde olduğu vurgulanmıştır.

Prof. Dr. Zeynep Müjde Sakar (Dekan) tarafından, sektörde tecrübe beklentisinin öne çıktığı ancak birçok kurumun staj başvurularını kabul etmediği dile getirilmiştir. Bu durumun öğrencilerin mesleki deneyim kazanmasını engellediği ve önemli bir çelişki yarattığı ifade edilmiştir. Öğrencilerin iş gücü piyasasına daha donanımlı şekilde katılabilmeleri için staj imkânlarının mutlaka artırılması gerektiği vurgulanmış; bu yapısal sorunun paydaşlarla iş birliği içerisinde çözülmesinin büyük önem taşıdığı belirtilmiştir.

Finans sektörü katılımcıları, işe alım sürecinde adayların satış kabiliyeti, müşteri memnuniyeti odaklı çalışma anlayışı ve genel satış yetkinliğine sahip olmalarının büyük önem taşıdığını belirtmiştir. Bu yetkinliklerin günümüzde bankacılık sektöründe temel gereklilik hâline geldiği, söz konusu alanlarda kendini geliştiren adayların işe alım sürecine avantajlı şekilde başladığı ifade edilmiştir.

Finans sektörü katılımcıları, bankalarının insan kaynağını büyük ölçüde kendi bünyesinde yetiştirdiğini, bu nedenle öğrencilerle erken dönemde temas kurarak onları tanımanın ve geliştirmeye yönelik fırsatlar sunmanın stratejik önem taşıdığını belirtmiştir. Kampüs programı kapsamında yetişen mezunların yalnızca tek bankayla değil, diğer bankalarda da tercih edilen adaylar arasında yer aldığı; hatta birçok bankanın bu modeli kendi sistemlerine uyarlamaya başladığı ifade edilmiştir. Bu durumun, banka deneyiminin adaylar için güçlü bir referans niteliği taşıdığını göstermektedir.

Ayrıca katılımcılar muhasebe mesleğinin dijital dönüşüm geçirdiğine ve 2000’li yıllardan günümüze kadar iş yapma biçimlerinin köklü şekilde değiştiğine dikkat çekmiştir. Artık hemen tüm muhasebe işlemlerinin dijital ortamda yürütüldüğü, bu değişimin eğitim süreçlerine mutlaka entegre edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu doğrultuda, üniversite laboratuvarlarına bölgede yaygın kullanılan muhasebe programlarının kurulması ve öğrencilere bu programlar üzerinden uygulamalı eğitim verilmesinin hem mesleki yeterliliği artıracağı hem de iş hayatına geçişi kolaylaştıracağı ifade edilmiştir.

Ayrıca, muhasebe gibi alanlarda yalnızca teknik bilgiye sahip olmanın yeterli olmadığı; aynı zamanda hukuki bilgiye, pazarlama bilgisine ve dijital araçları etkin kullanabilme becerisine de ihtiyaç duyulduğu vurgulanmıştır. Öğrencilerin mesleki yönelim süreçlerinde, ilgili sektördeki profesyonellerle temas etmeleri gerektiği; örneğin bankacılıkla ilgilenen öğrencilerin bir bankacıyla, muhasebeye yönelenlerin ise bir mali müşavirle doğrudan iletişim kurmalarının önemli olduğu ifade edilmiştir. Bu tür uygulamaların, öğrencilerin kariyer gelişimlerine katkı sunacağı gibi, ülke genelindeki istihdam politikalarının başarısına da olumlu katkı sağlayacağı belirtilmiştir.

Prof. Dr. Zeynep Müjde Sakar (Dekan), Bu nedenlerle söz konusu süreci başlatmak istediklerini ifade etmiştir. Paydaş kurumların yürüteceği çalışmalara bu yaklaşımın entegre edilmesinin önemine dikkat çekmiş; bunun sağlanabilmesi için tüm süreçlerde birlikte hareket edilmesi ve karşılıklı iş birliği içerisinde yer alınması gerektiğini vurgulamıştır.

Daha önce benzer bir çalışmanın başarıyla hayata geçirildiğini ve bu süreçte çok sayıda yeni fikrin ortaya çıktığını belirterek, bu tür iş birliklerinin üniversite açısından son derece kıymetli olduğunu ifade etmiştir. Kurum temsilcilerinin sürece paydaş olarak katılım göstermelerinin, iş birliğini daha anlamlı kıldığına dikkat çeken Sakar, üniversite olarak öğrencilere gerçek bir kariyer fırsatı sunmayı hedeflediklerini, sektör temsilcilerinin de yetkin bireylerin yetişmesine katkı sunması durumunda bu sürecin her iki taraf için de büyük bir kazanım oluşturacağını belirtmiştir.

Sanayi sektörü temsilcisi tarafından yapılan değerlendirmede, iş dünyasının en önemli insan kaynağını İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF) mezunlarının oluşturduğu vurgulanmıştır. Bu nedenle, tüm sektör temsilcilerinin bir araya gelerek bu yapıyı daha da güçlendirmesinin önemli olduğu ifade edilmiştir. İİBF mezunlarının tamamının kamuda istihdam edilemeyeceği gerçeğinden hareketle, özel sektörün bu mezunlara istihdam alanı yaratma sorumluluğu olduğu belirtilmiştir.

Bu sürecin başlangıç noktası olarak staj uygulamalarının yaygınlaştırılması gerektiği vurgulanmış; sektör temsilcilerinin, öğrencilere staj imkânı sağlama konusunda daha aktif rol üstlenmeleri gerektiği ifade edilmiştir. Öğrencilerin muhasebe, yönetim ve iktisat gibi alanlarda bilgi sahibi bireyler olarak yetişmeleri, dijitalleşen iş dünyasına uyum sağlamaları gerektiği belirtilmiştir. Defter ve kâğıt kullanımının neredeyse tamamen ortadan kalktığı günümüzde, öğrencilerin mezun olmadan önce dijital becerilerle donatılması gerektiği vurgulanmıştır. Ticaret ve Sanayi Odası olarak her yıl stajyer kabul ettiklerini ve bu süreci desteklemeye devam ettiklerini belirten başkan, kalifiye insan gücünün yalnızca Türkiye’de değil, küresel ölçekte de önemli bir ihtiyaç hâline geldiğini dile getirmiştir.

Organize Sanayi Bölgesi’ne yapılan başvurularda, adayların temel program ve yazılım bilgisine sahip olmamalarının ciddi bir sorun teşkil ettiği ifade edilmiştir. Bu durumun yalnızca İİBF mezunları için değil, mühendislik fakülteleri mezunları için de geçerli olduğu, dolayısıyla sektör-üniversite iş birliğinin bu eksikliği gidermek adına hayati olduğu vurgulanmıştır. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile hükümetin de kalifiye iş gücü yetiştirme konusuna önem verdiği; bu doğrultuda GAP ve Kalkınma Ajansı gibi kurumlarla da iş birliğine gidilerek çözüm üretilebileceği ifade edilmiştir. “Bilgi üniversiteden, uygulama bizden” yaklaşımıyla sürecin ortaklaşa yönetilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Ayrıca katılımcılar ise genç işsizliğinin temel nedenlerinden birinin beklenti ile gerçeklik arasındaki uyumsuzluk olduğunu vurgulamıştır. Özellikle genç bireylerin kamu, belediye veya resmi kurumlarda istihdam edilme yönündeki öncelikli taleplerinin, özel sektöre yönlendirme konusunda sıkıntı yarattığı belirtilmiştir. Organize Sanayi Bölgesi’ndeki iş olanaklarına gençlerin çoğunlukla olumsuz yaklaştığı, kamu istihdamının daha cazip görüldüğü ifade edilmiştir.

Bölgenin kültürel ve sosyal dinamiklerinin de iş gücü piyasasını etkilediği; düğün, taziye ve benzeri gerekçelerle iş sürekliliğinin zaman zaman aksadığı, bu gibi sorunların da çözüme kavuşturulması gerektiği ifade edilmiştir. Torpil ile işe giren bireylerin dahi iş yerinde verimlilik gösteremediği bir ortamda, gerçekten çalışmak isteyen gençlerin desteklenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu gençlere sahip çıkılması, fırsat eşitliği sağlanması ve istihdama etkin biçimde katılımlarının teşvik edilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Prof. Dr. Zeynep Müjde Sakar (Dekan), katılımcıların temsil ettiği kurumların yürüttüğü çok sayıda projenin üniversite açısından önemli bir fırsat sunduğunu ifade etmiştir. Mezun öğrencilerin bu projelere yönlendirilmesiyle, hem kurumların nitelikli insan kaynağına erişimi kolaylaşacak hem de mezunlar, iş deneyimi kazanarak istihdam olanaklarını artırma imkânı elde edecektir.

Sanayi sektörü temsilcisi projelerin imkânlar doğrultusunda hayata geçirilmeye çalışıldığını ancak son dönemde yaşanan ekonomik zorluklar nedeniyle birçok çalışmanın askıya alındığını belirtmiştir. Buna rağmen, uygun koşullar oluştuğunda bu tür projelere devam etme konusunda kararlı olduklarını ifade etmiştir. Kurum olarak üniversite ile diyaloğu sürdürmeye açık olduklarını ve öğrencilere istihdam sağlama yönünde iş birliğine hazır olduklarını dile getirmiştir.

Finans sektöründen katılım sağlayan temsilciler, yeni nesil çalışanların iş hayatına bakış açılarında bazı zorluklar yaşandığını vurgulamıştır. Özellikle baskı ve performans odaklı ortamlarda zorlanan gençlerin, satış hedefleri gibi görevlerle karşılaştıklarında kısa sürede işten ayrılma eğiliminde oldukları ifade edilmiştir. Bazı adayların gerçekçi olmayan beklentilerle—örneğin, kısa sürede yönetici pozisyonuna gelme arzusu ile—işe başladıkları, ancak iş hayatının sabır, disiplin ve sürekli gelişim gerektirdiği vurgulanmıştır. Kalifiye eleman bulmanın zorlaştığı bir dönemde, işe başlayan çalışanların birkaç ay içinde işten ayrılmasının hem kurumlar hem de sistem açısından ciddi kayıplara neden olduğu belirtilmiştir.

Ayrıca Sanayi sektörü temsilcisi, kurumsal yapıya sahip büyük kuruluşlara kıyasla küçük ve orta ölçekli işletmelerin bu süreçten daha fazla etkilendiğini ifade etmiştir. Ayrıca, genç çalışanların disiplinsiz yaklaşımlarının iş yerindeki diğer çalışanların motivasyonunu da olumsuz etkilediğini belirtmiştir. Bazı çalışanların mazeret bildirerek işten uzak kalma gerekçelerinin tekrarlandığı ve bu durumun iş yerinde güven sorununa neden olduğu dile getirilmiştir. Tüm bu gözlemler, iş disiplininin ve sorumluluk bilincinin yeni nesil çalışanlar arasında güçlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.

Finans sektöründen katılım sağlayan temsilciler, öğrenci disipliniyle ilgili somut bir örnek de paylaşarak, bankacılık dersinde yalnızca beş öğrencinin sınıfta bulunmasına rağmen yoklama listesinde yirmi imzanın yer almasının düşündürücü olduğunu ifade etmiştir. Bu doğrultuda, üniversite ile sektör iş birliğini güçlendirmek adına her kurumdan bir temsilcinin belirli aralıklarla üniversite öğrencilerine yönelik ders vermesinin faydalı olacağı önerilmiştir. Bu uygulamanın, öğrencilerin sektör temsilcilerini yakından tanımaları, kurumların beklentilerini doğrudan öğrenmeleri ve mesleki farkındalıklarının artırılması açısından önemli bir fırsat olacağı belirtilmiştir.

Prof. Dr. Zeynep Müjde Sakar (Dekan), başlangıçta yalnızca İktisat Bölümü özelinde planlanan modelin, gelinen noktada fakültenin tüm bölümlerine yaygınlaştırılmasının hedeflendiğini ifade etmiştir. Bu yaklaşımın yalnızca belirli bir bölümle sınırlı kalmaması, tüm paydaşları kapsayan bütüncül bir iş birliği modeline dönüştürülmesinin önemine dikkat çekilmiştir.

Ayrıca staj konusunun, öğrencilerin mezuniyet öncesinde iş dünyasıyla tanışmalarını ve uygulamalı deneyim kazanmalarını sağlayan en etkili araçlardan biri olduğu vurgulanmıştır. Bu nedenle, staj süreçlerinin hem nitelikli hem de sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması gerektiği belirtilmiştir. Fakülte olarak bu süreçte tüm paydaşlarla iş birliğine açık olunduğu, karşılıklı katkı ve koordinasyonla daha güçlü bir staj sistemi oluşturulmasının amaçlandığı ifade edilmiştir.

Mali Müşavirlik Meslek Odası temsilcisi tarafından yapılan değerlendirmede, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nin (İİBF) tüm bölümlerinden stajyer kabul edildiği ve bu uygulamanın sürdürüleceği belirtilmiştir. Oda bünyesinde zorunlu staj süreci ile staj bitiminde gerçekleştirilen değerlendirme sınavlarının bulunduğu ifade edilmiş; bu süreçlerin amacı olarak öğrencilerin mezuniyet öncesinde gerçekten nitelikli bilgi ve beceri edinmeleri gösterilmiştir.

Üniversite ile kurumsal düzeyde mevcut bir iş birliğinin bulunmasına rağmen, bu iş birliğinin henüz arzu edilen düzeye ulaşmadığı vurgulanmıştır. Bu bağlamda, daha yapılandırılmış ve sürdürülebilir bir ortaklık modeli oluşturulması hâlinde, her iki taraf için de çok daha verimli ve kalıcı sonuçlar elde edilebileceği ifade edilmiştir.

Ayrıca, meslek camiası içinde bilgi ve davranışsal açıdan diğer meslek mensuplarının da teşvik edilmesinin önemli olduğu belirtilmiştir. Şanlıurfa’da yaklaşık 500 mali müşavirlik ofisinin bulunduğu; bu ofislerin nitelikli personel ihtiyacını karşılamanın, odanın temel misyonlarından biri olduğu dile getirilmiştir. Ancak nitelikli personel yetiştirilmesine rağmen, bu kişilerin elde tutulmasında zorluk yaşandığı; daha iyi çalışma koşulları sunan kurumların devreye girmesiyle personelin kısa sürede başka yerlere transfer olduğu ifade edilmiştir. Bu durumun, sürdürülebilir istihdam konusunda yapısal bir sorun teşkil ettiği belirtilmiştir.

Ayrıca, üniversite ile Ticaret Odası iş birliği çerçevesinde yürütülen ve rutin hâle gelen 6 aylık muhasebe kurslarının, sektöre nitelikli iş gücü kazandırma noktasında başarılı bir model oluşturduğu vurgulanmıştır. Bu kursları tamamlayan adaylara yüksek ücretlerle iş garantisi sunulduğu belirtilmiş; Sayın Rektör ile de bu konuda görüş alışverişinde bulunulduğu ifade edilmiştir. Akademik bilginin üniversite hocaları aracılığıyla, uygulama deneyiminin ise sahadaki uzmanlar eliyle birleştirilmesiyle bu modelin daha geniş kitlelere ulaştırılabileceği ve istihdam açısından büyük katkılar sunabileceği vurgulanmıştır.

Prof. Dr. Zeynep Müjde Sakar (Dekan), yürütülen projelerin paydaşlarla paylaşılmasının önemine vurgu yapmıştır. Ortak akılla hareket ederek, hem öğrencilerin gelişimine katkı sağlamak hem de iş dünyasının ihtiyaçlarına daha uygun ve etkili projeler geliştirmek fakültenin öncelikleri arasında yer almaktadır. Bu doğrultuda, paydaşların planlama ve uygulama süreçlerine dâhil edilmesinin, üniversite açısından son derece kıymetli olduğu ifade edilmiştir.

Sanayi sektörü ve Özel Sektör temsilcileri tarafından yapılan değerlendirmede, yürütülecek projelerin somut çıktılar üretmesi ve sahada gerçek bir karşılık bulması gerektiği vurgulanmıştır. Daha önce birçok projeye tanıklık edildiği, ancak bu projelerin bir kısmının kalıcı sonuçlar üretemeden sona erdiği belirtilmiştir. Bu bağlamda, az sayıda ancak etkili ve sürdürülebilir projelerin tercih edilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Projelerin süresinden çok, verimliliği ve uygulamaya dönük sonuçlar doğurması esas alınmalıdır.

Mali Müşavirlik Meslek Odası temsilcisi ise, projelerin hayata geçirilmesinde bürokratik engellerin süreci yavaşlattığını, bu durumun sahada iş üretme kabiliyetini olumsuz etkilediğini belirtmiştir. Sürecin sadeleştirilmesi, net, açık ve anlaşılır iletişim kurulması hâlinde çok daha verimli sonuçlar elde edilebileceği ifade edilmiştir.

Her iki temsilci de, proje süreçlerinin başarısı için sadeleştirilmiş yapıların, güçlü iletişim kanallarının ve uygulamaya dönük net hedeflerin hayati önemde olduğuna dikkat çekmiştir.

Prof. Dr. Zeynep Müjde Sakar (Dekan) hâlihazırda fakülte bünyesinde yürütülen üç projenin bulunduğunu ve bu projelerin kapsamını genişletmek amacıyla paydaş kurumları da sürece dâhil etmek istediklerini ifade etmiştir. Sayın Rektör’ün ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanlığı’nın da önemle üzerinde durduğu hedefler doğrultusunda, sektör temsilcilerinin projelere katılımının çok daha sağlam ve etkili sonuçlar doğuracağına inanıldığını belirtmiştir. Bu doğrultuda, yapılan davetlerin yalnızca katılım düzeyinde kalmaması; aynı zamanda paydaşların sürece aktif katkı sunmalarının arzu edildiği vurgulanmıştır.

Sanayi sektörü temsilcileri üniversite ile kurulan mevcut iletişim sürecine ilişkin memnuniyet dile getirilmiştir. Sayın Rektör’ün göreve başladığı günden bu yana sektör temsilcileriyle hızlı, güven verici ve samimi bir iletişim kurduğu belirtilmiştir. Önceki dönemlerde üniversite ile temas kurma konusunda yaşanan zorluklara değinilerek, günümüzde ise üniversite yönetiminin doğrudan davette bulunarak iş birliğini teşvik eden bir yaklaşım sergilemesinin son derece kıymetli ve motive edici olduğu vurgulanmıştır.

Prof. Dr. M. Tahir Güllüoğlu (Rektör): Ankara’da gerçekleştirilen temaslar kapsamında üniversite-sektör iş birliklerini güçlendirmeye yönelik protokol süreçlerinin gündeme geldiğini ve bu çerçevede gerekli yazılım altyapısının üniversite tarafından üstlenildiğini belirtmiştir. 103 üniversite arasında bu sistemi uygulamaya koyan ilk beş üniversite arasında yer almayı hedeflediklerini ifade eden Rektör, bu doğrultuda 7+1 uygulamalı eğitim modelini hayata geçirmeyi amaçladıklarını dile getirmiştir.

Günümüz iş dünyasında mevcut birçok mesleğin, yakın gelecekte geçerliliğini yitirebileceğine dikkat çekerek, bu dönüşüme zamanında yanıt verilmesinin önemini vurgulamıştır. Üniversiteler ile sektörler arasında hâlâ yeterli düzeyde bir iş birliğinin kurulamadığını belirten Rektör Güllüoğlu, bu eksikliğin giderilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Üniversitenin öğrenci gönderdiği birçok durumda, uygulama sürecinin yalnızca imzayla tamamlandığına; oysa bu sürecin şeffaf, denetlenebilir ve anlamlı bir yapıya kavuşturulmasının elzem olduğuna dikkat çekmiştir.

Bu bağlamda, her bir paydaşın süreci sahiplenmesini ve protokol çerçevesinde sürdürülebilir iş birliklerinin tesis edilmesini istediklerini belirtmiştir. Nitelikli öğrencilerin sistematik ve doğru bir yapı içerisinde yetiştirildiğinde hem motivasyonlarının arttığını hem de iş dünyasında daha sağlam bir yer edindiklerini ifade etmiştir. Geçmişte eğitim fakültelerine yönelik oluşan yüksek talebin “kolay atama” algısıyla şekillendiğini, ancak sonuçlarının sürdürülebilir olmadığını hatırlatarak benzer hatalardan kaçınılması gerektiğini vurgulamıştır.

Özellikle sanayi sektörüyle kurulan ilişkilerde, öğrencilere asgari ücretle uzun süreli çalışma imkânı sunulmasının sistemsel sorunlar doğurduğunu belirtmiştir. Altı ay gibi bir süre boyunca öğrenme süreci kapsamında asgari ücret verilmesinin anlaşılabilir olduğunu; ancak sonrasında bu çalışanlara emeklerinin karşılığını alabilecekleri, gelişime açık sözleşmelerle fırsatlar sunulması gerektiğini ifade etmiştir. Sanayicilerin önemli bir kısmının kendi imkânlarıyla yetişmiş olabileceğini kabul etmekle birlikte, günümüz gençliğinin farklı koşullarda geliştiğini ve bu doğrultuda yeni bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Sonuç olarak, mevcut yapının hep birlikte gözden geçirilmesi, sürdürülebilir bir iş gücü politikası oluşturulması ve gençlerin mesleki gelişimini destekleyecek mekanizmaların birlikte tasarlanması gerektiği ifade edilmiştir.

Sanayi ve Özel Sektör Temsilcileri Sayın Rektörümüzün görüşlerini destekleyerek tam anlamıyla şehirdeki özel sektör birimlerinin kurumsal bir yapıya sahip olunmadığını belirtmiş; bu nedenle bazı süreçlerde zaman zaman aksaklıkların yaşanabildiğini ifade etmiştir.

Prof. Dr. M. Tahir Güllüoğlu (Rektör), bu konuda üniversite olarak net bir beklentiye sahip olduklarını ifade etmiş; artık bu alanda paydaşlarla birlikte yol alınması gerektiğini vurgulamıştır. Hedeflerinin, Türkiye’ye örnek teşkil edecek bir modeli hayata geçirmek olduğunu belirtmiş; bu doğrultuda insan kaynağının doğru şekilde yetiştirilmesinin ve sistemin sürekli olarak güncellenmesinin büyük önem taşıdığını dile getirmiştir.

Üniversitenin bu hedef doğrultusunda yazılımsal altyapısını geliştirmeye yönelik çalışmalar yürüttüğünü belirten Güllüoğlu, teknolojiye uyum sağlayamayan bireylerin geleceğin dünyasında ciddi zorluklarla karşılaşacağını vurgulamıştır. Bu nedenle, yalnızca bugünün değil, yarının ihtiyaçlarına uygun bireyler yetiştirilmesi gerektiğini ifade etmiştir.

Ayrıca, bugün üniversite eğitimi almaya başlayan bir öğrencinin, dört yıl sonra mezun olduğunda çok farklı bir dünyayla karşılaşacağının altını çizmiş; bu hızlı dönüşümün tüm paydaşlar tarafından fark edilmesi, kabul edilmesi ve atılacak adımların bu farkındalıkla şekillendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Sanayi Sektörü Temsilcileri tarafından yapılan değerlendirmede, iş dünyasında yazılım ve teknoloji bilgisine sahip olmayan bireylerin artık varlık göstermesinin son derece zorlaştığı ifade edilmiştir. Geçmişte manuel olarak yürütülen birçok işin, günümüzde tamamen dijital sistemler üzerinden gerçekleştirildiği vurgulanmıştır. Örnek olarak, kantar işlemlerinden tarımsal üretime kadar hemen her alanın dijitalleştiği belirtilmiş; artık en temel mesleklerin dahi yazılım ve teknoloji bilgisi gerektirdiği ifade edilmiştir. Bu bağlamda, yazılımsal bilgiye sahip genç bireylerin iş hayatında her zaman bir adım önde olacağı vurgulanmıştır.

Ayrıca temsilciler staj süreçlerinin niteliğine dikkat çekerek, her başvuran öğrencinin staja kabul edilmesi yaklaşımının verimliliği düşürebileceğini belirtmiştir. Staj uygulamalarından maksimum fayda sağlanabilmesi için, özellikle yüksek not ortalamasına sahip, başarılı ve onur öğrencilerinin öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bu yaklaşımın hem firmalar için daha verimli olacağı hem de öğrenciler açısından motivasyonu artıracağı belirtilmiştir. Kaliteli bir staj sürecinin, nitelikli iş gücünün oluşmasında ilk ve en önemli adım olduğu vurgulanmıştır.

Prof. Dr. M. Tahir Güllüoğlu (Rektör), staj uygulamalarının yalnızca kurumsal bir zorunluluğu yerine getirmekle sınırlı kalmaması gerektiğini ifade etmiştir. Öğrencinin staj sürecinde kendini gösterme imkânı bulması ve mümkünse bu süreç sonunda aynı kurumda kalıcı olarak istihdam edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Asıl hedefin, stajın geçici bir deneyim değil; öğrencinin iş hayatına attığı ilk somut ve sürdürülebilir adım olarak değerlendirilmesi olduğu belirtilmiştir.

Sanayi Sektörü temsilcileri tarafından yapılan değerlendirmede, staj sürecinin istihdama dönüşmesinin somut bir örneği paylaşılmış; önceki dönemlerde stajyer olarak göreve başlayan iki personelin, hâlen kurum bünyesinde çalışmaya devam ettikleri ve vazgeçilmez birer çalışan hâline geldikleri belirtilmiştir. Bu örnek, doğru adayla başlandığında uzun vadeli ve verimli iş ilişkilerinin mümkün olduğunu göstermektedir.

Ayrıca kalifiye personel konusunda bazı yanlış algıların bulunduğu ifade edilmiş; kurum olarak nitelikli personele hak ettikleri ölçüde maaş verildiği vurgulanmıştır. Bu konuda farklı bir bilgi dolaşıyorsa bunun gerçeği yansıtmadığı belirtilmiştir. Yetersiz niteliklere sahip adayların başlangıç maaşlarının düşük olmasının doğal olduğu, ancak bilgi, beceri ve sorumluluk sahibi bireylerin hak ettikleri ücretlerle değerlendirildiği ifade edilmiştir.

Örnek olarak, kurumda muhasebe alanında görev yapan dört müdürün tamamının il dışından geldiği ve yüksek maaşlarla istihdam edildiği belirtilmiştir. Onur öğrencisi ya da dereceyle mezun olmuş nitelikli adayların mutlaka değerlendirildiği, büyük ölçekli şirketlerin de benzer şekilde hareket ederek başarılı mezunlara doğrudan iş teklifinde bulundukları vurgulanmıştır.

Gerek mühendislik, gerek idari kadrolar gerekse ustalık gerektiren pozisyonlarda nitelikli insan kaynağına her zaman ihtiyaç duyulduğu; bu konuda en önemli ölçütün, adayın donanımlı, istekli ve sorumluluk sahibi olması gerektiği belirtilmiştir. Bu niteliklere sahip bireyler için istihdamda herhangi bir sıkıntı yaşanmadığı ifade edilmiştir.

Prof. Dr. M. Tahir Güllüoğlu (Rektör), üniversite yönetimi olarak staj sürecini yalnızca bir formalite olarak değil, öğrencilerin gelişimi ve kariyer yolculukları açısından son derece kritik bir aşama olarak değerlendirdiklerini belirtmiştir. Bu kapsamda, sahada bizzat incelemelerde bulunduğunu, öğrencilerin nerede, ne kadar süreyle ve hangi koşullarda çalıştığını birebir takip ettiğini ifade etmiştir.

Sanayi sektöründe faaliyet gösteren bazı girişimcilerde “Ben öğrettim, burada kalmalı” anlayışının hâkim olduğuna dikkat çeken Güllüoğlu, bu bakış açısının doğru olmadığını vurgulamıştır. Öğrencinin daha iyi bir iş imkânı bulması hâlinde yoluna başka bir kurumda devam edebileceğinin hayatın doğal akışı içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Kimsenin bir kuruma kalıcı olarak bağlı olmadığını, asıl hedefin öğrencinin gelişimini desteklemek ve bu süreci sağlıklı bir şekilde yönetmek olduğunu belirtmiştir. 

Staj sürecinde farklı yetkinlik düzeylerine sahip çok sayıda öğrencinin sahaya çıkacağının bilincinde olduklarını belirten Güllüoğlu, hem yüksek potansiyelli hem de ortalama ya da daha sınırlı becerilere sahip öğrencilerin iş gücü piyasasında yer bulabileceği alanların bulunduğunu ifade etmiştir. Bu noktada önemli olanın, kurumların bu öğrencilerle karşılaştıkları sorunlara çözüm üretebilecek mekanizmalara sahip olmaları olduğuna dikkat çekmiştir.

Stajyerlerin kısa vadede kuruma doğrudan fayda sağlamamış olsalar bile, başka bir kurumda önemli katkılar sunabilecek potansiyele sahip olduklarını vurgulayan Güllüoğlu, bu nedenle öğrencilere yalnızca istihdam odaklı değil, yönlendirici ve destekleyici bir yaklaşımla yaklaşılması gerektiğini belirtmiştir. Örneğin, beş stajyerin yalnızca ikisinin kurumda kalması durumunda, kalan üç öğrenciye güçlü bir referans sunarak farklı kurumlara yönlendirmenin de bir tür iş birliği olduğu ifade edilmiştir.

Bu çerçevede, Ticaret ve Sanayi Odası gibi kıymetli paydaşların bu süreci desteklemesinin ve söz konusu anlayışı benimsemesinin üniversite açısından son derece değerli olduğu vurgulanmıştır.

Sanayi Sektörü Temsilcisi tarafından yapılan değerlendirmede, Evren Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren mesleki yenileme okulu aracılığıyla yürütülen kısa süreli eğitim programları hakkında bilgi vermiştir. Bu okulda, 1-2 aylık eğitimlerle %65 oranında istihdam sağlandığını belirtmiş; bu oranın teorik olarak %100’e ulaşabileceğini ancak sosyal devlet anlayışının zaman zaman suistimal edilmesinin bu potansiyelin tam olarak hayata geçirilmesini engellediğini ifade etmiştir.

Gerçek anlamda bir stajyerin, alanına uygun görevlerde istihdam edilmesi gerektiğini vurgulayan Yetim, stajyerlerin çay servisi gibi işlevsiz roller yerine, mesleki gelişimlerine katkı sunacak pozisyonlara yerleştirilmelerinin zorunlu olduğunu belirtmiştir. Ayrıca, öğrencinin çalıştığı ortamda kendini gösterebilmesi ve gelişimini sürdürebilmesi için en az iki yıllık bir sürece ihtiyaç duyulduğu ifade edilmiştir. Bu bağlamda, sabrın ve istikrarlı çalışmanın mesleki başarının temel unsurları arasında yer aldığı; birçok başarılı kişinin alt kademelerden başlayarak zaman içinde sorumluluk sahibi pozisyonlara ulaştığı örneklerle desteklenmiştir. Bu anlayışın genç kuşaklara da mutlaka kazandırılması gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca, yüksek puanlarla üniversiteye yerleşmiş öğrencilerden nitelikli personel beklentisinin yüksek olduğunu, ancak bu beklentinin her zaman karşılanamadığını belirtmiştir. Sadece İİBF mezunları için değil, daha temel düzeydeki işler için dahi yeterli sayıda eleman bulunamadığını ifade etmiştir. Özellikle muhasebe birimlerinde nitelikli iş gücü ihtiyacının kritik bir boyuta ulaştığı, bu durumun iş dünyası açısından ciddi bir sorun hâline geldiği belirtilmiştir.

Sonuç olarak, bu tür üniversite-sektör iş birliklerinin yalnızca mesleki yeterlilik kazandırmakla kalmayıp, genç bireylerde sabır, aidiyet ve sorumluluk bilincini de geliştirmeye yönelik olarak kurgulanması gerektiği ifade edilmiştir.

Prof. Dr. M. Tahir Güllüoğlu (Rektör), staj sürecinin nasıl yapılandırılması gerektiğinin dikkatle analiz edilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu sürecin sürdürülebilir bir yapıya sahip olması ve öğrencinin gerçekten öğrenmesini sağlayan sistematik bir temele dayanması gerektiğini ifade etmiştir. Uygulanan sistematiğin etkinliğinin sorgulanması gerektiğine dikkat çeken Güllüoğlu, öğrenmenin gerçekleşip gerçekleşmediğinin objektif şekilde değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu kapsamda, eksik ya da hatalı uygulamaların tespit edilerek mutlaka düzeltilmesi gerektiğini ifade etmiştir.

Örnek olarak, 3+1 modeli kapsamında iş bulma süresinin ortalama 21 gün olarak öngörüldüğünü, ancak bazı öğrencilerin mezuniyet sonrası 6 ay hatta 1 yıl süreyle iş aramak zorunda kaldıklarını belirtmiş; bunun sistemde yapısal bir eksiklik olduğuna işaret ettiğini dile getirmiştir. Söz konusu durumu, fakülte akademik kadrosuyla birlikte ayrıntılı olarak incelediklerini aktaran Güllüoğlu, temel amaçlarının mezun olan öğrencilerin geçmişte yaşanan sorunlardan etkilenmeden iş hayatına sağlıklı bir şekilde geçiş yapmalarını sağlamak olduğunu ifade etmiştir.

Mezunların yalnızca kendi üniversiteleriyle değil, diğer üniversitelerin mezunlarıyla da eşit hatta daha avantajlı koşullarda iş hayatına atılabilmeleri için üniversite olarak sistemin sürekli gözden geçirilmesi ve geliştirilmeye açık bir yapıda sürdürülmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Prof. Dr. Zeynep Müjde Sakar (Dekan) toplantının devamında iş birliği olanaklarına geçilmesini teklif etmiştir.

Sanayi Sektörü temsilcisi, üniversitenin belli aralıklarla oda üyelerini davet etmesinin sonderece faydalı olacağını belirtmiş; aynı şekilde üniversite temsilcilerinin de üyeleri ziyaret ederekiş birlikleri, süreçler ve karşılıklı beklentiler hakkında bilgilendirme yapmasının, anlayışı ve işbirliğini güçlendireceğini ifade etmiştir. Bu tür düzenli etkileşimlerin hem öğrenciler hem de işdünyası açısından çok değerli sonuçlar doğuracağı vurgulanmıştır.

Akademik katılımcılar meslek temsilcilerinin üniversiteye davet edilmesinin, öğrencilerinsahadaki uygulamaları birinci elden dinlemeleri ve iş dünyasının beklentilerini doğrudanöğrenmeleri açısından önemli katkılar sağlayacağını ifade etmiştir.

Mali Müşavirlik Meslek Odası temsilcisi ise sürece farklı bir bakış açısı sunarak, önceliklesektör temsilcilerinin üniversitede dersleri ziyaret ederek içerikleri yerinde gözlemlemelerininfaydalı olacağını belirtmiştir. Böylelikle, sahada neyin anlatıldığı ve öğrencilerin ne tür bilgilerledonatıldığı daha net bir şekilde değerlendirilebilecektir. Bu gözlemler sonrasında, kendi alanındabaşarılı ve tanınmış iş insanlarının katılımıyla kariyer günleri düzenlenebileceği ifade edilmiştir.

Prof. Dr. Zeynep Müjde Sakar (Dekan), sektör temsilcilerinin derslere katılımının ve busüreci gözlemlemelerinin, hem ders içeriklerinin niteliği hem de akreditasyon süreci açısındanbüyük önem taşıdığını ifade etmiştir. Öğretim elemanlarının derslerine sektör paydaşlarınınkatılım göstermesi, eğitim programlarının saha uygulamalarıyla ne ölçüde örtüştüğünüdeğerlendirme imkânı sunacak; bu sayede, gerekli görülen alanlarda iyileştirme vegüncellemelerin yapılmasına katkı sağlayacaktır.

Mali Müşavirlik Meslek Odası Katılımcısı, üniversite müfredatına kişisel gelişim, etkiliiletişim ve topluluk önünde konuşma gibi derslerin mutlaka dâhil edilmesi gerektiğini ifadeetmiştir. Mesleki yeterlilik kadar, bireyin kendini ifade edebilme becerisinin de iş dünyasındavazgeçilmez bir yetkinlik hâline geldiğini belirterek, bu tür derslerin öğrencilerin özgüveniniartıracağını ve onları sahaya daha güçlü bir şekilde hazırlayacağını vurgulamıştır.

İŞKUR temsilcisi de bu görüşe katılarak, özellikle işe alım süreçlerinde iletişimbecerilerinin ve kişisel gelişimin büyük önem taşıdığını belirtmiştir. İşverenlerin artık yalnızcateknik yeterlilik değil, adayın kendini ifade etme yeteneği, uyum kabiliyeti ve iletişim becerilerinede önem verdiğini ifade etmiştir. Bu nedenle, söz konusu derslerin müfredata entegre edilmesininistihdam olanaklarını önemli ölçüde artıracağı dile getirilmiştir.

Sanayi sektörü ve Özel Sektör temsilcileri, dış ticaret ve yabancı dil bilgisinin günümüzdetemel bir gereklilik hâline geldiğini vurgulamıştır. İİBF mezunlarının bu alandaki yetersizliklerininfirmaların uluslararası pazarlara açılmasını zorlaştırdığını ve mezunların istihdam şansınıdüşürdüğünü belirtmiştir. Bu bağlamda, müfredatta dış ticaret uygulamalarına ve yabancı dilodaklı derslere ağırlık verilmesi gerektiğini ifade etmiştir.

Finans sektörü katılımcıları ise dış ticaret alanındaki yetkinlik eksikliğinin sadece özelsektör değil, kamu kurumlarında da ciddi bir boşluk oluşturduğunu belirtmiştir. Bölgede dış ticaretbilgisine sahip mali müşavir ya da bankacı bulmanın zorluğuna dikkat çekmiş; gümrük beyanı,ihracat bedeli gibi işlemleri yürütebilecek yetkin mezunlara duyulan ihtiyacın oldukça yüksekolduğunu ifade etmiştir.

Sanayi sektörü katılımcıları, halkla ilişkiler konusunun da iş dünyasında fark yaratan biralan olduğunu vurgulamış; finans, dış ticaret ve halkla ilişkiler alanlarının birbirinden bağımsızdüşünülemeyeceğini belirtmiştir. Bu üç alanda yetkin mezunların hem özel sektörde hem deuluslararası pazarda daha kolay iş bulabileceklerini, bu yetkinliklerle donatılmış mezunların işhayatında her zaman bir adım önde olacaklarını ifade etmiştir.

Prof. Dr. Zeynep Müjde Sakar (Dekan), daha önce söz konusu başlıklarla ilgili çeşitliçalışmalar yürütüldüğünü belirtmiş; bir sonraki toplantıda bu konulara daha ayrıntılı şekildedeğinilerek somut adımlar üzerinde birlikte değerlendirme yapılmasının arzu edildiğini ifadeetmiştir. Katılımcıların katkılarının fakülte açısından son derece kıymetli olduğunu vurgulamıştır.

Prof. Dr. M. Tahir Güllüoğlu (Rektör), 2209-A TÜBİTAK öğrenci projeleri kapsamındaüniversite olarak önemli bir ivme yakaladıklarını ifade etmiştir. Önceden yaklaşık 30 olan projesayısının bugün 150’ye ulaştığını belirterek, öğrencilerin proje yazma alışkanlığı kazanmasınınbüyük önem taşıdığını vurgulamıştır. TÜBİTAK’tan alınan destek miktarının şu anda 9 bin TLolduğunu, bazı üniversitelerde bu tutarın 20 bin TL’ye kadar çıktığını belirtmiş; bu sürecidesteklemek amacıyla öğrencilerine iki kat katkı sağlamaya başladığını ifade etmiştir. Buyaklaşımın hem öğrenciler hem de akademisyenler açısından ciddi bir motivasyon unsuruoluşturduğunu dile getirmiştir. Artık Harran Üniversitesi mezunu öğrencilerin TÜBİTAK proje sahibibireyler olarak mezun olmalarının önemli bir kazanım olduğunu belirtmiştir.

Bu başarıya rağmen, değişimin doğru yönde olup olmadığını anlayabilmek için sektöreldönüşümleri yakından takip etmenin ve bu doğrultuda yön belirlemenin elzem olduğunu ifadeetmiştir. Ayrıca, üniversitenin uluslararasılaşma vizyonuna dikkat çekerek, Harran Üniversitesi'niniki yıllık dönemsel planlardan beş yıllık stratejik yapılara geçtiğini açıklamıştır. Gaziantep’in bufırsatı zamanında değerlendiremediğini, ancak Harran Üniversitesi’nin sunduğu eğitimin YÖKtarafından kabul edilen bir kalite düzeyine ulaştığını belirtmiştir. Bununla birlikte, her bölümünkendi alanında bağımsız akreditasyon kurumları (STAR vb.) üzerinden akreditasyon sürecine dâhilolması gerektiğini, bu sürecin hem kalite güvencesi hem de kurumsal özgüven açısından önemliolduğunu vurgulamıştır.

Öğrencilerin en memnun kaldığı süreçlerden birinin staj dönemi olduğunu belirtenGüllüoğlu, bu sürecin planlı, yapısal ve etkin şekilde yürütülmesi gerektiğini dile getirmiştir.Sadece yılda bir defa toplanarak genel değerlendirme yapılmasının yeterli olmadığını; hertoplantının somut çıktı üretmesi gerektiğini ifade etmiştir. Her toplantıda birçok sorununsıralanması yerine, yalnızca bir ya da iki somut ve çözülebilir sorunun ele alınıp çözümekavuşturulmasının daha etkili olacağını vurgulamıştır. Bu yaklaşımın sürdürülebilir çözümlerüretme açısından daha stratejik bir yöntem olduğunu belirtmiştir.

Son olarak, proje temelli çalışmaların ve özellikle TÜBİTAK programlarının önemine dikkatçekmiş; üniversitenin bu doğrultuda belirli bir format geliştirdiğini ve öğrencileri bu çerçevedeyetiştirmeye devam ettiklerini ifade etmiştir. Sektör temsilcilerinden, ihtiyaç duydukları projebaşlıklarını üniversitenin internet sayfası aracılığıyla paylaşmalarını rica etmiş; bu sayedekurumların “bu projede bir ya da iki öğrenciyi değerlendirebilirim” diyebileceği somut bir iş birliğizemini oluşturulabileceğini belirtmiştir. Bu yapının hem öğrenciler hem de paydaş kurumlaraçısından değerli katkılar sağlayacağı vurgulanmıştır.

Prof. Dr. Zeynep Müjde Sakar (Dekan), GAP Bölge Kalkınma İdaresi’ne sunulmak üzerehazırlanan bir proje ile birlikte, hâlihazırda üzerinde çalışılmakta olan birkaç proje dahabulunduğunu ifade etmiştir. Bu projelerin, uygulanabilirlik açısından en uygun ve en hızlı hayatageçirilebilecek alanlara yönlendirilmesinin planlandığını belirtmiştir. Bu doğrultuda, ilgiliprojelerin alanlarına uygun paydaşlarla iş birliği içerisinde geliştirilmesinin önemine vurguyapmıştır. Söz konusu projelerin somutlaştırılması ve bölgesel kalkınmaya katkı sağlayacakbiçimde hayata geçirilmesi noktasında, paydaş kurumların desteğinin büyük önem taşıdığını ifade etmiştir.

Sanayi Sektörü Temsilcisi, üniversiteyi önemsediklerini ve bilgi temelli kalkınmanınolmazsa olmaz bir unsur olduğunu vurgulamıştır. Bugüne kadar üniversite ve sanayi camiası24olarak birlikte belirli bir noktaya gelindiğini, ancak bundan sonraki süreçte içi dolu, nitelikli vesürdürülebilir projelere odaklanılması gerektiğini ifade etmiştir. Bu kapsamda, Teknokentbünyesinde ve TÜBİTAK destekli projelerde yürütülen başarılı çalışmaların dikkat çekici olduğunubelirtmiş; söz konusu iş birliklerinin artarak devam etmesinin, hem üniversitenin kurumsalgelişimi hem de sanayi sektörü açısından büyük önem taşıdığını dile getirmiştir.

Prof. Dr. M. Tahir Güllüoğlu (Rektör): Teknokent ve TÜBİTAK bünyesinde yürütülenprojelerin büyük değer taşıdığını ifade etmiş; ancak bu projelere çoğunlukla öğrencilerinmezuniyet sonrasında dâhil olduğunu belirtmiştir. Üniversitenin temel hedefinin, öğrencilerinhenüz mezun olmadan önce proje kültürünü kazanmalarını sağlamak olduğunu vurgulamıştır. Budoğrultuda, öğrencilere proje fikri geliştirme, yazım, uygulama ve sonuçlandırma gibi tümaşamaları içeren bir süreci erken dönemde deneyimletmenin büyük önem taşıdığını ifade etmiştir.

Söz konusu bilinç ve becerilerle donatılmış bireylerin, mezuniyet sonrasında iş dünyasınaçok daha hızlı uyum sağladıklarını ve fark yaratan çalışanlar hâline geldiklerini belirten Güllüoğlu,üniversite olarak bu kültürün yaygınlaştırılmasını ve sürdürülebilir hâle getirilmesini temelamaçlarından biri olarak gördüklerini ifade etmiştir.

Teknokent Temsilcisi, üniversite bünyesinde kariyer merkezlerinin artık resmî veyapılandırılmış bir şekilde kurulmasının gerekliliğini vurgulamıştır. Bugün İİBF özelinde yürütülendeğerlendirmelerin ötesinde, bu yapının yalnızca birim temelli değil, kurumsal düzeyde elealınması gerektiğini ifade etmiştir.

Her ne kadar üniversitede hâlihazırda bir Kariyer Planlama Birimi bulunsa da, bu biriminsahada da somut karşılık bulacak biçimde güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekmiştir. ÖzellikleOrganize Sanayi Bölgesi (OSB), Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası (ŞUTSO), Valilik ve Belediye gibiyerel paydaşlarla iş birliği içerisinde sürdürülebilir bir kariyer kültürü oluşturulmasınınüniversitenin kurumsal gelişimi açısından büyük önem taşıdığını ifade etmiştir.

Bu merkezlerin, belki on sorunun sadece ikisini çözebileceğini ancak bu adımın dahi çokdeğerli ve anlamlı bir başlangıç olacağını vurgulamıştır. Merkezin etkin ve sağlıklı biçimde işlemesiiçin profesyonel insan kaynakları uzmanlarının görevlendirilmesi gerektiğini belirtmiş; bunun içinde mutlaka özel bir bütçenin ayrılması gerektiğini ifade etmiştir.

Teknokent olarak bu tür yapılarla iş birliğine açık olduklarını ve katkı sunmaya her zamanhazır olduklarını doğru ve sürdürülebilir bir yapının kurulması olduğunu vurgulanmıştır.

Prof. Dr. Zeynep Müjde SAKAR (Dekan): Geri bildirim ve sürekli iyileştirme konusunageçebiliriz bu konuyla ilgili görüş beyan etmek isteyen katılımcımızın olması önemlidir

Proje komisyon üyesi, istihdamın esas kaynağını oluşturan özel sektör temsilcileriyle biraraya gelmenin gerekliliğine dikkat çekmiştir. Asıl önceliğin, öğrencilerin özel sektörlebuluşturulması, sektörün beklentilerine uygun yetkinliklerin kazandırılması ve mezuniyet sonrasıgeçişin kolaylaştırılması olduğunu belirtmiştir. Bu bağlamda, özel sektörle kurulacak güçlü vesürdürülebilir iş birliklerinin, yükseköğretim sisteminin etkinliği ve mezunların istihdamı açısındanbüyük önem taşıdığını vurgulamıştır.

Prof. Dr. M. Tahir Güllüoğlu (Rektör), üniversitenin birçok kurumdan davet aldığını ve budavetlere katılarak karşılıklı görüşmeleri sürdürdüklerini ifade etmiştir. Özellikle Teknokent bünyesinde yürütülen çalışmaların son derece verimli olduğunu belirtmiş; buna karşın, bankacılıksektörüyle olan temasların, diğer alanlara kıyasla sınırlı kaldığını dile getirmiştir. Gelinen noktada,kurumsal olarak ne tür adımlar atılması gerektiğinin daha net anlaşıldığını, bu bağlamda sektörleilişkilerin güçlendirilmesinin bir öncelik hâline geldiğini vurgulamıştır.

Göreve geldikleri dönemde, bölgenin deprem ve sel gibi büyük afetlerle karşı karşıyakaldığını hatırlatarak, Harran Üniversitesi'nin kurumsal işleyiş yapısının—yani "üniversiteninkodlarının"—bu zorlu koşullar altında yeniden şekillenmeye başladığını belirtmiştir.

Rektör Güllüoğlu, ayrıca ekonomik krizlerin kurumlar açısından zorlayıcı olsa da, buzorlukların nitelikli insan kaynağı ile aşılabileceğini ifade etmiştir. Tarihten örnek vererek,Almanya’nın II. Dünya Savaşı sonrasında iş gücü ve mühendislik kapasitesiyle gerçekleştirdiği hızlıtoparlanmayı hatırlatmış; benzer bir şekilde, Harran Üniversitesi olarak temel hedeflerinin, herkoşulda iş dünyasının ihtiyaçlarına hızlı yanıt verebilecek donanımlı ve hazır bireyler yetiştirmekolduğunu dile getirmiştir. Ticaretin yeniden canlandığı dönemlerde istihdam sorunlarının önünegeçilmesi, ancak bu anlayışla mümkün olabilecektir.

Bölgenin Irak ve Suriye gibi sınır ülkeleriyle olan coğrafi ve ticari yakınlığı, üniversiteye vebölgedeki diğer kurumlara önemli sorumluluklar ve fırsatlar yüklediğine dikkat çeken Güllüoğlu,bu ülkelere yönelik geliştirilecek stratejik yol haritasının da paydaşlarla birlikte belirlenmesigerektiğini vurgulamıştır. Marmara Bölgesi’nde oluşturulan bir serbest bölgeye yaptığı ziyaretiörnek göstererek, benzer yapıların Şanlıurfa ve çevresine de kazandırılmasının gerekliliğini dilegetirmiştir.

Son olarak, yalnızca mevcut yapıları iyileştirmekle yetinilmeyip, yeni fırsatların keşfi vealternatif çözümlerin üretilmesi gerektiğini ifade ederek, üniversitenin bölgesel kalkınmasüreçlerinde daha aktif ve öncü bir rol üstlenmesi gerektiğinin altını çizmiştir.

Finans Sektörü Temsilcileri, üniversitelerle yürüttükleri iş birliklerinin ciddi yatırımlaradönüştüğünü ifade etmiştir. Bu kapsamda, e-Kampüs uygulaması aracılığıyla Van, Hacettepe,26Dicle ve Akdeniz gibi birçok üniversiteyle çeşitli anlaşmalar gerçekleştirildiğini belirtmiştir. Buyatırımlar yalnızca bankacılık hizmetleriyle sınırlı kalmayıp, aynı zamanda kampüs yaşamınıkolaylaştırmaya yönelik uygulamaları da içermektedir. Temsilci, üniversite içerisinde öğrenci veakademisyenlere özel hesap açılışlarının gerçekleştirildiğini, bu hesapların turnike sistemleriyleentegre edilerek kampüs içi geçişlerin daha hızlı ve güvenli hâle getirildiğini ifade etmiştir. Ayrıca,anlaşmalı bir firma aracılığıyla dört öğün yemek alan öğrencilere bir öğün ücretsiz yemek hakkıtanımlandığını belirtmiştir. Bu tür projeler sayesinde hem üniversiteye yatırım yapılmakta hem dedoğrudan öğrencilerin yaşam kalitesine katkı sağlayan çözümler sunulmaktadır.

Son olarak, Harran Üniversitesi ile de benzer iş birliklerinin artırılmasının arzu edildiğinidile getiren Temsilci, bu tür bütüncül yaklaşımların üniversite-toplum-bankacılık ilişkilerinigüçlendireceğini vurgulamıştır.

Prof. Dr. M. Tahir Güllüoğlu (Rektör), bankacılık alanındaki mevcut iş birliklerininHalkbank ile gerçekleştirildiğini ifade etmiştir. Bu tercihin temel gerekçesinin, bankanın kamubankası olması ve özellikle döner sermaye işlemleri açısından kurumsal yapıya uygunlukgöstermesi olduğunu belirtmiştir. Harran Üniversitesi’nin güçlü bir döner sermaye yapısına sahipolduğunu vurgulayan Güllüoğlu, son dönemde uygulanan tasarruf tedbirlerinin bazı yatırımalanlarında hareket alanlarını kısıtladığını; bu nedenle pek çok yatırımın artık doğrudan dönersermaye kaynaklarıyla finanse edildiğini ifade etmiştir.

Bu doğrultuda, hâlihazırda döner sermaye kaynaklarından İnşaat Daire Başkanlığı’nadestek sağlandığını, bunun da geçmiş dönemlerde mümkün olmayan bir uygulama olduğunu dile getirmiştir. Üniversite olarak bakış açılarının tamamen değiştiğini belirten Güllüoğlu, sadecemevcut yapıyı sürdüren değil, geleceği şekillendiren bir kurum olma hedefiyle hareket ettiklerini vurgulamıştır.

Bu vizyon doğrultusunda, yeni bir üniversite kurma hedeflerinin bulunduğunu açıklamıştır.Yeni kurulacak üniversitede eğitimin İngilizce olarak verilmesinin planlandığını, bunun da hembölgenin akademik kapasitesine hem de uluslararası rekabet gücüne önemli katkılarsağlayacağını ifade etmiştir. Bu süreçte, sanayi ve ticaret dünyasının değerli temsilcilerindendestek beklediklerini belirterek, iş birliğinin kurumsal dönüşüm açısından büyük önem taşıdığınıvurgulamıştır.

Sanayi Sektörü Temsilcisi, bölgede bu alanda eğitim veren kurumların sayısının oldukçasınırlı olduğunu ve bu nedenle ciddi bir ihtiyacın bulunduğunu ifade etmiştir. İngilizce eğitim veren,uluslararası düzeyde rekabet edebilecek nitelikte ikinci bir üniversitenin kurulmasının, hemŞanlıurfa’nın gelişimi hem de sanayi sektörü açısından stratejik bir adım olacağını vurgulamıştır.27Bu girişimin, bölgenin akademik kapasitesini güçlendireceği gibi, iş dünyasının nitelikli insankaynağı ihtiyacına da doğrudan katkı sağlayacağını belirtmiştir.

Prof. Dr. M. Tahir Güllüoğlu (Rektör), Harran Üniversitesi olarak ikinci bir üniversitekurulması yönündeki vizyonun yalnızca rektörlük makamınca dile getirilmesiyle sınırlı kalmamasıgerektiğini ifade etmiştir. Bu sürecin, akademisyenlerin, öğrencilerin, iş dünyası temsilcilerinin vehalkın ortak sahiplenmesiyle anlam kazanacağını vurgulamıştır. Ancak bu şekilde “Nedenolmasın?” denilerek güçlü ve kolektif bir irade ortaya konulabileceğini belirtmiştir.

Gaziantep’te beş, Kahramanmaraş’ta iki üniversite bulunduğunu hatırlatarak; 15 milletvekili çıkaran ve Türkiye’nin en büyük sekiz ilinden biri olan Şanlıurfa’da ikinci birüniversitenin mutlaka olması gerektiğini dile getirmiştir. Bu süreci başlatan kişi olarak, Siverek’in kampüs hâline getirilmesi yönünde çalışmalar başlattıklarını, olası bir il olma durumundaSiverek’in üniversite altyapısı açısından hazır bir konuma ulaşacağını ifade etmiştir.

Rektör Güllüoğlu, geleceği bugünden görmenin ve bu doğrultuda stratejik adımlar atmanınkurumsal başarı için elzem olduğunu belirtmiş; büyük hedeflerin ancak ortak akıl, kararlılık vebütüncül bir vizyonla gerçekleştirilebileceğinin altını çizmiştir.

Sanayi Sektörü ve Özel Sektör Temsilcileri, ikinci bir üniversite kurulması sürecinde yavaşama sağlam adımlarla ilerlenmesi gerektiğini ifade etmiştir. Bölgesel kıyaslamalarda sıklıkla Gaziantep örneğinin verildiğini, ancak Şanlıurfa’nın dinamiklerinin farklı olduğunu vurgulamıştır.Geçmişte bölgesel kaynakların büyük kısmının Gaziantep’e aktarıldığını ve sanayi altyapısınınorada geliştirildiğini hatırlatmıştır.

Şanlıurfa’nın önemli tarımsal avantajlara sahip olduğuna dikkat çeken Kaya, "Burada birton buğday alınırken, İç Anadolu'da 400 kilo elde edildiğinde bunun bayram havasındakarşılandığını" belirterek, tarımsal üretimdeki potansiyelin ancak katma değere dönüştürülebildiğiölçüde anlamlı hâle geldiğini ifade etmiştir.

En çok üzüntü duyduğu konulardan birinin, devlet tarafından sağlanan yüzde 50 hibedesteklerinin yeterince etkin kullanılmaması olduğunu dile getirmiştir. Örneğin, kurulan 100tesisin yalnızca %30’unun faal olduğunu, geri kalan %70’inin ise ya atıl durumda kaldığını ya dakısa sürede el değiştirdiğini belirtmiştir. Hibe destekleriyle kurulan tesislerin 3 ay sonra makinelerisökülerek satılıyorsa, bu durumun sürdürülebilirlik açısından ciddi bir problem teşkil ettiğini ifadeetmiştir. Buna karşılık, Gaziantep’te hibe alan işletmelerin %99’unun hâlen aktif olarak faaliyetgösterdiğini vurgulamıştır.

“Hibe alayım, bina dikeyim, sonra bir köşeye çekileyim” anlayışıyla yatırım süreçlerininsürdürülemeyeceğini belirtilmiştir.Gerçek üretimin ancak istihdam yaratıldığı ölçüde anlamlı28olacağını ifade etmiştir. Şanlıurfa’nın pamuk, fıstık ve buğday gibi temel tarımsal ürünlerde güçlübir potansiyele sahip olduğunu belirterek, bu ürünlerden katma değer yaratacak sanayi ve eğitimaltyapısının kurulmasının zorunlu olduğunu vurgulamıştır.

Sonuç olarak, nicelikten çok nitelik odaklı bir kalkınma stratejisi benimsenmesi gerektiğiniifade eden Kaya, “Gerekirse 100 tesisle başlayalım ama her biri aktif, üretken ve sürdürülebilirolsun. Aksi hâlde verilen destekler de boşa gider, harcanan emek de” ifadeleriyle sürece dairbeklentisini net şekilde ortaya koymuştur.

Prof. Dr. Zeynep Müjde Sakar (Dekan), tüm katılımcılara değerli katkıları ve samimipaylaşımları için içten teşekkürlerini sunmuştur. Toplantı boyunca dile getirilen her görüş, öneri veeleştirinin fakülte açısından son derece kıymetli olduğunu vurgulamıştır. Ortak akıl ve güçlü işbirliği anlayışıyla ilerlenmesi hâlinde, öğrenciler için daha nitelikli bir gelecek inşa etme yolundaönemli adımlar atılacağına yürekten inandığını ifade etmiştir. Katılımları ve destekleri dolayısıylatüm paydaşlara bir kez daha teşekkürlerini iletmiştir.

ALINAN KARARLAR

- Bankacılık sektörüyle iş birliğimizi daha etkin hale getirmek amacıyla öğrencilerimizinistihdamda öncelik, staj hareketleri ve kariyer imkanlarını arttırmak üzere protokolleroluşturmak.

- İş dünyasının ihtiyaç duyduğu kalifiye eleman yetiştirmede kurumlarla iş birliği sağlanaraköğrencilerin istihdamını arttırmaya yönelik projeler oluşturmak.

- Öğrencilerimizin iş dünyasını yakından takip etmesini sağlayacak ve öğrencilerimizle onlarailham olacak başarılı kişilerin buluşmasına ortam hazırlamak üzere kariyer günlerietkinliklerini arttırmak.

- Bu tarz toplantıları fakültemizde devamlı hale getirmek ve yapılacak sıralı toplantılarda dahaönceki toplantılarda eyleme geçirdiğimiz veya geçiremediğimiz konular üzerinde istişareyapmak.